
2026’ya Bakış: Goldman Sachs Hisse Senetlerinde Umudu Koruyo
Goldman Sachs’a göre küresel hisse senedi piyasaları 2026 yılında son yıllardaki kadar güçlü olmasa da yatırımcılar açısından hâlâ anlamlı fırsatlar sunmaya devam edecek. Banka, büyümenin dayanıklılığını koruması, enflasyon baskılarının hafiflemesi ve ekonomi politikalarından gelen desteğin tamamen ortadan kalkmaması nedeniyle riskli varlıklara karşı temkinli bir iyimserliğin sürdürülebileceğini değerlendiriyor.
Goldman’ın Küresel Fırsat Varlık Dağılımı raporunda yer alan değerlendirmelerde, analist Christian Mueller-Glissmann, küresel ekonomik görünümün 2026’ya girerken görece dengeli bir tablo sunduğunu belirtiyor. Ancak bu tablo, geçmiş yıllardaki kadar güçlü destekleyici faktörlere dayanmıyor. Özellikle para politikasının sağladığı rüzgârın zayıflaması, piyasalarda yeni itici güçlerin öne çıkmasına neden oluyor.
Banka, bundan sonraki dönemde mali teşviklerin ve düzenleyici gevşemenin daha belirleyici olacağını öngörürken, yapay zekâ yatırımlarında da önemli bir yön değişimine işaret ediyor. Büyük ölçekli sermaye harcamalarının yerini, yapay zekânın somut uygulamalara ve verimlilik artışlarına dönüştüğü bir fazın alması bekleniyor.
Öte yandan Goldman Sachs, piyasalarda değerlemelerin yüksek seviyelerde seyrettiğine ve risk primlerinin tarihsel olarak sıkışmış olduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, bankaya göre tipik bir “döngü sonu” görünümünü yansıtıyor. Buna rağmen, ekonomik momentumun korunması hâlinde hisse senetlerinin göreceli cazibesini kaybetmeyeceği düşünülüyor.
Raporda, hisse piyasalarının genellikle büyümenin hızlandığı, enflasyonun gerilediği ve politika koşullarının gevşediği dönemlerde avantaj sağladığı hatırlatılıyor. Bu nedenle döngünün geç aşamalarında aşırı temkinli kalmanın, fırsat maliyetini artırabileceği vurgulanıyor.
Goldman Sachs’a göre 2026’daki olası getirilerin ana kaynağı değerleme artışından ziyade şirket kârlarındaki büyüme olacak. Bununla birlikte, piyasa algısının iyileşmesi durumunda sınırlı da olsa ek değerleme genişlemesi ihtimali göz ardı edilmiyor. Güçlü şirket bilançoları ise temettüler ve sermaye piyasası işlemleri yoluyla yatırımcı getirilerini destekleyebilecek önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Banka yine de risklerin tamamen ortadan kalkmadığını belirtiyor. Özellikle ABD ekonomisinde resesyon ihtimalinin artması hâlinde, yılın ikinci yarısında piyasa koşullarının daha zorlayıcı bir hal alabileceği uyarısı yapılıyor.
Varlık tercihlerine bakıldığında Goldman Sachs, kredi piyasalarına kıyasla hisse senetlerini daha cazip bulmaya devam ediyor. Kredi tarafında daralan spreadler getiri potansiyelini sınırlarken, hisse senetlerinin kâr büyümesi sayesinde daha iyi bir getiri profili sunabileceği düşünülüyor. Bölgesel dağılımda ise banka, Japonya hariç Asya piyasalarında ağırlığını artırırken; ABD ve Japonya’da nötr, Avrupa’da ise temkinli duruşunu koruyor.






